Salı, Haziran 10th, 2008
Mükemmel hatta mucizevi denilecek enterasan bir hikayeyi sizlerle paylaşmak istiyorum.Sonuna kadar okumanızı hararetle tavsiye ediyorum
Ben 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak kanser hastanesinde başhekimlik yaptığım sırada Serap adında genç bir hanım hastam vardı. Serap’ı özel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altına almış ve kısa bir süre sonra da iyileştiğini görerek taburcu etmiştim. Ancak Serap’ın da diğer kanserliler gibi ilk beş yıllık süreyi çok dikkatli geçirmesi gerekiyordu.
Ne var ki, bir işkadını olan Serap 4 yıl kadar sonra bir ihale için İzmir’e gitmek istedi. Kış aylarında olduğu için uçakla gitmesi şartıyla izin verdim. Maalesef bilet bulamamış, benden habersiz bindiği otobüsün kaza geçirmesi üzerine 6 saat kadar mahsur kalmış. Dönüşünden kısa bir süre sonra kanser, kemik ve akciğerine yayıldı. Serap bacak kemiklerindeki metastaz nedeniyle yürüyemez hale gelirken, hastalığın akciğerdeki tezahürü sebebiyle de devamlı olarak oksijen cihazı kullanıyor ve söylediği her kelimeden sonra ağzını o cihaza yapıştırarak nefes almak zorunda kalıyordu… Evine gittiğimde güçlükle konuşarak; (more…)
Tags: Aşk, azrail, bilet, cebnnet, cennet, cennet hayatı, cenneti görmek, dersler, dindar, dini hikayeler, doktor, ebedi yolculuk, enterasan hikayeler, güç konuşmak, güçlenmek, Hikayeler, hikayelerimiz, ilginç hikayeler, inanç, inanç dersleri, inanmış, kanser, şart, serap, süre, teklif, ümit, www.hikayeler.com, yaşanmış hikayeler, yaşanmış olaylar
Posted in Hikayeler | 4 Comments »
Pazar, Şubat 24th, 2008

Howard,yoksul bir ailenin çocuğuydu ve okul giderlerini karşılamak için kapı kapı dolaşarak eşyalar satıyordu.O gün hiçbir şey satamamıştı, karnı da çok açtı.Bundan sonra çalacağı ilk kapıdan yiyecek bir şeyler istemeye karar verdi.Kapıyı açan sevimli genç bayanı görünce utandı.Yiyecek bir şeyler yerine: Affedersiniz, bir bardak su rica edebilir miyim? diyebildi yalnızca.Genç bayan çocuğun aç olabileceğini düşünerek kocaman bir bardak süt getirdi ona.Çocuk sütü yavaş yavaş içine sindirerek içtikten sonra Çok teşekkür ederim,borcum ne kadar? diye sordu genç bayana. (more…)
Tags: enrerasan olaylar, ilginç hikayeler, masum, sevgi hikayeleri, süt
Posted in Hikayeler | No Comments »
Salı, Ocak 29th, 2008
Haldun Bey aksam oturmuş, karısıyla birlikte çayını içiyor, televizyon izliyordu. O akşam diğer tüm akşamlar gibi sıradan bir eylül akşamıydı. Haldun Bey hayatının son mutlu dakikalarını yaşadığından habersiz o sırada çalmakta olan cep telefonunu almak için masaya doğru yürüdü. Arayan Kızıydı.
-Alo, baba ?
- Birgül nasılsın güzelim ?
- (Ağlamaklı) baba ben numune hastanesindeyim.
- Ne oldu alo !!
- Baba buraya gel, ne olursun çabuk gel.
…Ve telefon kapandı.
Haldun bey altında pijaması, üzerinde askılı atletiyle evinden fırlayarak arabasına doğru koşmaya başladı. Tam evin önüne çıkmıştı ki arabası park ettiği yerde yoktu. Oysa ki daha park edeli 2 saat bile olmamıştı. Tam o sırada yan komşunun evinin önünde polis arabası
durduğunu gördü. Komşusu polisle bir şeyler konuşuyordu. Hızla o tarafa yöneldi. Komşusuna gelen telefondan bahsedip daha sonra da arabasını bulamadığını anlattı. Mümkünse onun arabası ile hastaneye gidip gidemeyeceğini sordu. Bu sırada lafa karışan polis bunun mümkün olmadığını, o sokağın 1 saat kadar önce bir oto hırsızı çetesi tarafından soyulduğunu ve komşusunun da arabasının çalındığını söyledi. Haldun Bey bir anda kendi arabasının da aynı akıbete uğradığını anlayı vermişti. Ancak şu anda bu duruma üzülme veya ilgi gösterme şansı yoktu. Zaten arabasının kaskosunun da olmayışı ayrı bir problemdi. Zira (more…)
Tags: amelayat, araba, beşiktaş, çete, hırsız, ilginç hikayeler, laf, Polis, sat, telefon, trajedi
Posted in Hikayeler | No Comments »
Salı, Ocak 29th, 2008

1957 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olup ihtisas yapmak üzere ABD’ye giden doktor Ömer Musluoğlu görev yaptığı hastahanede başından geçen çok enteresan bir hadiseyi şöyle anlatıyor:
“Amerika ‘ya gittiğim ilk yıllar ( 1957) lisanım pek o kadar iyi değil.newyork’da Medical Center Hospital adlı bir hastahanede görev almıştım. Fakat vazifem kan almak,kan vermek,serum takmak,elektrokardiyoğrafi çekmek gibi işler.. Hastaya o kadar önem veriyorlar ki yeni doktorlar hemen direk olarak hasta muayenesine ,tedavisine verilmiyıor. Diğer zamanlarda da laboratuarda çalışıyorum.
Bir hastaya gittim. Yaşlıca bir adam. Tahminen yetmiş beş yaşlarında tabii kendisi ile ingilizce konuşuyorum.
- Kan vereceğim kolunuzu açar mısınız?
Çünkü adamcağız kanser hastası olduğu halde üstelik kansızdı. Elimde kan torbası da var tabii ki.. pazusunu açtım. Baktım pazusunda dövme şeklinde bir Türk bayrağı var. Çok ilgimi çekti benim. Kendisine sormadan edemedim.
- Siz Türk müsünüz?
(more…)
Tags: anzaklı ömer, barbar, can, çanakkale hikayeleri, deniz, enterasan hikayeler, fişek, gülle, Hikayeler, ilginç hikayeler, türkler
Posted in Hikayeler | No Comments »