www.blogdevri.com'a hoşgeldiniz

Posts Tagged ‘enterasan hikayeler’

Azrail Geldiğinde

Salı, Haziran 10th, 2008

Mükemmel  hatta mucizevi denilecek enterasan bir hikayeyi sizlerle paylaşmak istiyorum.Sonuna kadar okumanızı hararetle tavsiye ediyorum

Ben 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak kanser hastanesinde başhekimlik yaptığım sırada Serap adında genç bir hanım hastam vardı. Serap’ı özel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altına almış ve kısa bir süre sonra da iyileştiğini görerek taburcu etmiştim. Ancak Serap’ın da diğer kanserliler gibi ilk beş yıllık süreyi çok dikkatli geçirmesi gerekiyordu.

Ne var ki, bir işkadını olan Serap 4 yıl kadar sonra bir ihale için İzmir’e gitmek istedi. Kış aylarında olduğu için uçakla gitmesi şartıyla izin verdim. Maalesef bilet bulamamış, benden habersiz bindiği otobüsün kaza geçirmesi üzerine 6 saat kadar mahsur kalmış. Dönüşünden kısa bir süre sonra kanser, kemik ve akciğerine yayıldı. Serap bacak kemiklerindeki metastaz nedeniyle yürüyemez hale gelirken, hastalığın akciğerdeki tezahürü sebebiyle de devamlı olarak oksijen cihazı kullanıyor ve söylediği her kelimeden sonra ağzını o cihaza yapıştırarak nefes almak zorunda kalıyordu… Evine gittiğimde güçlükle konuşarak; (more…)

Bir Misyonerin Türkiye Anıları

Salı, Ocak 29th, 2008

misyonerİşte Türkiye’deyim; bölge sorumlusu Tommy arkadaşla havaalanından
kalacağımız eve giderken hayli uyarıcı bilgiler aldım;

“Hemen başlama, biraz sağını solunu tanımalısın; Türkler acayip bir
millettir” filan diye bir şeyler söyledi, ama aldırış etmedim.

Bir dakika bile zayi edilmemeli; görev kutsal, görev kutsal, görev ağır.
9 Temmuz

Tommy’nin yanıldığı açık; bugün ilk tebliğimi yaptım bile.
Adam parkta öylece oturuyordu. Söylediğim her şeyi gülümseyip
başıyla tasdik ederek saatlerce dinlerken ruhumun göklere
değdiğini
hissetmiştim. Bizi seyreden simitçi, sonradan o adamın sağır
olduğunu söyleyince biraz moralim bozuldu ama olur öyle şeyler.

11 Temmuz (more…)

Anzaklı Ömer Hikayesi

Salı, Ocak 29th, 2008

1957 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olup ihtisas yapmak üzere ABD’ye giden doktor Ömer Musluoğlu görev yaptığı hastahanede başından geçen çok enteresan bir hadiseyi şöyle anlatıyor:
“Amerika ‘ya gittiğim ilk yıllar ( 1957) lisanım pek o kadar iyi değil.newyork’da Medical Center Hospital adlı bir hastahanede görev almıştım. Fakat vazifem kan almak,kan vermek,serum takmak,elektrokardiyoğrafi çekmek gibi işler.. Hastaya o kadar önem veriyorlar ki yeni doktorlar hemen direk olarak hasta muayenesine ,tedavisine verilmiyıor. Diğer zamanlarda da laboratuarda çalışıyorum.
Bir hastaya gittim. Yaşlıca bir adam. Tahminen yetmiş beş yaşlarında tabii kendisi ile ingilizce konuşuyorum.
- Kan vereceğim kolunuzu açar mısınız?
Çünkü adamcağız kanser hastası olduğu halde üstelik kansızdı. Elimde kan torbası da var tabii ki.. pazusunu açtım. Baktım pazusunda dövme şeklinde bir Türk bayrağı var. Çok ilgimi çekti benim. Kendisine sormadan edemedim.
- Siz Türk müsünüz?

(more…)


website counterwho is onlinepage counter Web Stats