Boz Eşek

Yazan: aliayvaz 19 Şubat 2008  
Kategori: Hikayeler

merkepBir varmış, bir yokmuş… Allah’ın kulu çokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellâl iken, pireler berber iken… Eşekler mühürdar, katırlar silahtar iken; ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken… Ak sakal, kara sakal, sakın masaldan ayrılma ha! Sen yine burada kal… Kasap olsam sallayamam satırı, nalbant olsam nallayamam katırı, yerini bilsem sorar mıyım yatırı, cahil olan bilmez ahbap hatırı.

Efendim… İstanbul’un bir yerinde, işi gücü çok olan bir adamın her işinde kullandığı bir eşeği varmış. Adam bu eşekle, ürettiği sebzeleri, meyveleri; dağdan topladığı odunları taşıyormuş. Ayrıca tarlasını sürerken öküzü olmadığı için yine bu eşeği kullanıyormuş. Sözün kısası eşek, yaz demiyormuş, kış demiyormuş; yük taşıyor, çift sürüyormuş. Fakat gelin görün ki sahibinin işi bir türlü bitmek bilmiyormuş.

Akşam eve gelince sahibi, eşeğin önüne bir miktar yem karıştırıp koyuyormuş. Karnı doyuyormuş doymasına ama o, bu durumdan pek memnun olmuyormuş. Hem çok çalıştırılmasından hem de taze ot yiyememesinden şikâyet edip duruyormuş. Çevresindeki hayvanlara “Bıktım artık bu hayattan, alıp başımı gideceğim buralardan. Beni daha az çalıştıracak birinin yanında kalacağım.” deyip duruyormuş. Derken çok geçmemiş bizim eşek evinden yerinden, yurdundan yuvasından kaçmış gitmiş. Gide gide yolu bir at çiftliğine düşmüş. Buradaki görevliler, hâlinden uzunca bir yoldan geldiği anlaşılan, yorgun ve zayıf görünen, zavallı eşeğe acımışlar. Ona yem vermişler, su vermişler. Bizim eşek orada kaldığı günler boyunca çok garip bir şeyi fark etmiş. Buradaki atlar hiç çalışmıyormuş. Neredeyse her at başına, bir tane at bakıcısı düşüyormuş. Bu bakıcılar, her sabah atları çıkarır, gezdirir, güneşlendirirlermiş. Atlar, etrafı çitlerle çevrili çayırlarda taze otlarla beslenir dururlarmış. Her gün sırtları kaşağılanıyor, yeleleri taranıyor, nalları kontrol ediliyormuş. Birisi hastalansa bakıcısı hemen gelip gerekli tedaviyi yapıyormuş. Bakıcılar, zaman zaman da atlara, engeller, setler, çukurlar ve tepeler bulunan bir alanda antrenman yaptırıyorlarmış. Eşek, atlara gösterilen bu ilgiyi ve verilen eğitimi merak ederek sebebini sormuş. “Siz hiçbir şey yapmadığınız hâlde size neden bu kadar iyi bakılıyor, bu kadar rahat yaşıyorsunuz?” demiş.

Atlardan biri, “Bak eşek kardeş! Bu şekilde davranılması sebepsiz değildir. İşe yaramayan varlık yoktur. Her varlığın yaratılışına uygun bir vazifesi yani görevi vardır. Elbette bizim de kendimize göre bir vazifemiz var. Bu rahatlığın da bir karşılığı var. Emeksiz yemek olmaz. Biz atlar, yaratılışımız gereği siz eşeklerden daha hızlı koşarız, mesâfeleri çabuk kat ederiz. Sahibimiz bize gördüğün gibi çok iyi bakıyor. Ancak bir gün bizden bunun bedelini isteyecek. Ve biz de o zaman üzerimize düşen vazifeyi seve seve yerine getireceğiz.” demiş, ama vazifelerinin ne olduğunu söylememiş.

Bizim eşek, büsbütün meraklanmış. Ama bu merakı çok uzun sürmemiş. Bir sabah uyandığında bütün atların alınıp götürüldüğünü görmüş. Bu götürülüşün atların vazifesiyle alâkalı olduğunu düşünmüş, ama daha fazlasına aklı ermemiş. Bir zaman sonra atlar birer birer çiftliğe dönmeye başlamış. Dönmeye başlamışlar başlamasına ama dönen atların giden atlar olduğunu söylemeye bin şahit istermiş. Çünkü sapasağlam giden atlar; vücutlarında bin türlü yara iziyle dönüyormuş. Kimisinin ayağı burkulmuş, kimisinin gözü kanlanmış, kimisinin ayağı kırılmış… Meğer sahipleri o atları savaşta kullanmak için besliyormuş. Bir savaş çıkmış ve atlar savaşta askerlere binek olmak üzere çiftlikten götürülmüş. Bizim eşek bu manzarayı görünce, bir atların yaralı hâllerine bakmış bir de dönüp kendi hâline.

Neden sonra kendisinin sorularını yanıtlayan atı merak etmiş. Arkadaşları, onun çok iyi bir binek olduğunu, süvarisini düşman saflarının içlerine kadar götürdüğünü, ancak kendisinden bir daha haber alınamadığını söylemiş. O anda arkadaşını kaybetmenin acısıyla bizim eşeğin gözlerinden yaşlar boşanmış. Ve birden arkadaşının dediklerini hatırlamış, “Her varlığın yaratılışına uygun bir vazifesi vardır.” “Demek ki…” demiş bizim eşek, “Benim de yaratılışıma uygun vazifem yük taşımakmış. At gibi ölmeyi göze alamayacağıma göre at gibi yaşamayı da hayâl etmemeliyim.” Karnımın doyurulduğu, bana iyi davranılan sıcacık yuvamdan sadece çok çalıştırıldığım için ayrılıp gitmekle hata etmişim, demiş ve evine dönmüş. Sahibi eşeğinin eve dönmesine çok sevinmiş. Bizim eşek de kalan ömrünü yaratılışına uygun işleri yapmakla, sahibine hizmet edip yük taşımakla geçirmiş.

ımız da burada bitmiş. Gökten de elma falan düşmemiş.
* Mesneviden uyarlanmıştır.
YAZAN:MAHMUTSUCU
 

Alanıma Ekle:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google
  • E-mail this story to a friend!
  • Live
  • MySpace

Yorumlar

"Boz Eşek" için 1 yorum

  1. bg on 08 Nisan 2008 12:35 ]

    Bilinen bir masal olmadığı için işime yaramadı.Teşekkürler


Yorumunuzun yanında istediğiniz resmin görünmesini istiyorsanız gravatar edinin!